28 Ağustos 2009 Cuma

Umutsuz anne...

Bugün Pearl Jam ile basladim güne MTV Unplugged’in üstüne baska sey tanimam yani. Özlemisim Pearl Jam’i. Gencligimin grubuJ Dinledim mutlu oldum, sonra evdeki yüzlerce CD’yi sanatcisina göre arsivleme fikri geldi aklima, yapilacaklar listesine ekledik bakalim. Evde yapilacak o kadar cok sey varki, ne zaman yapacaksak hepsini.Dün yine sokaklarda gecti ögleden sonramiz. Benim discide randevum vardi havada güzel olunca hep beraber gittik sehre. Leon Can parkta dedesiyle oynarken ben cabucak disciye gidip geliverdim. Dislerim bembeyaz oldu cok sevindimJ

Hava yine cok güzeldi dün, babam Leon Can’i erken yatirdigi icin vakitlice cikabildik disari. Leon Can cildirdi tabii yine disarda, fis fis ziplayan su atraksiyonlari var bizim merkezde, aynisindan Ankara’dada var, onlarin icinde hop hop zipladi Leon Can. Üst bas sirilsiklam tabii. Sonra cubuklar dikmisler parkta, onlara tirmanmaya calisti falan derken yanima bir kadan yaklasti. Selamsiz sabahsiz Leon Can’in pantolununu H&M den mi aldigimi sordu. Evet dedim, sonra sordukca sordu, tanimam etmem. Biraz tuhaf bir durumdu sorgular gibi öyle. Yok beyaz tisört giydirmisim aptalca degilmiymis kücük cocukta beyaz tisört. Himmmm ne cevap verilirki simdi buna, sonra ne zaman yürümüs Leon Can, 22 aylik hala bez mi kullaniyormusum falan. Bu arada bende kadina nezaketen cevap veriyorum kendimde bir sey sormuyorum yani. Sonra Leon Can’in ismini sordu söyleyince heeee nasil isim o öyle. Eehhhmmm Leon ve Can iste ne var bunda anlasilmayacak. Can türkce dedim. Kadin bana uzaydan geliyormusum gibi bakti ve beni burada aslinda agresif yapan cümleleri kuruverdi birden. Aaa nasil yani TÜRK!!! Ama sizin renginiz cok acik, ayricada almanca konusuyorsunuz!!! Imdaaatttt, Türk’ler 1. Kara degillerdir 2. Aptalda degillerdirki dil ögrenebilirler!!! Burada memleketinden uzakta, ön yargilarla savasmak cok zor arkadaslar. Tamam ben burada hala 50 sene once buraya geldikleri gibi yasayan Türk’lerin de varligini kabul ediyorum ama nedir bu genellemecilik!!! Neyse sinirlenmiycem sakin olucam!

Aslinda bugün baska birsey yazacaktim. Bayagi bir zamandir Leon Can’in tuvaletiyle savas halindeyiz. Bugün Banu’nun yazisinida okuduktan sonra, neden bizimkide basariyla sonuclanmiyor diye düsündüm durdum. Leon Can önceleri bu tuvalet olayina cok ilgi gösteriyordu, ben tuvalete girince yanima geliyor “anne cis cis” diyordu. O zaman bir kac kere yapmisti lazimligina . Sadece cisini tabii. Ama simdi birakin ilgi göstermeyi, altini doldursa bile, Leon Can kaka varmi sorusuna “yoooookkk” deyip kaciyor benden, altini degistirmiyeyim diye!! Ekimde iki yasina girecek, ne zaman tuvalete alisacak??? Calismaya basladigimdan beri zaten minisle yeterince ilgilenemedigimi düsünüyorum, birde tuvalet falan derken iyice umutsuzluga kapiliyorum. Bugün babam onu havlu kilotuyla serbest birakmis, neler oldugunu eve gidince ögrenirim artik. Okuyorum okuyorum, okudukca dahada umutsuzluga kapiliyorum, ipin ucunu ise kacirmak istemiyorum. Leon Can ooh öyle kafasina gore takilyor valla, cisini yapiyor bir güzel bezine geziyor öyle… Bakalim önümüzdeki günlerde dahada yogun düsecegim bu konunun üstüne. Bakalim nelerle karsilasacagiz…

Cok alakasiz ama dün birde aksam aksam babam icin kadayif tatlisi yaptim. Daha dogrusu yufkaya sarilmis kadayif tatlisi. Güzel oldu ama bana gore biraz tatliydi, pek tatli sevmedigimden. Simdilik benden bu kadar, hepinize güzel haftasonlari diliyorum...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Havuz keyfi...

Güzel, bol günesli bir haftasonunu daha geride biraktik. Agustosun son günlerinde yaz bize birazda olsa yüzünü gösterebildi. Bu güzel havayi bizde hemen degerlendirdik tabii. Cumartesi bütün gün sokaktaydik, öglen uykumuzu uyuduktan ve evi temizledikten sonra attik kendimizi sokaklara. Önce Leon Can’la ayni gün dogan Alina’yi ziyaret ettik, ayakkabi numarasinin 24, boyununda upuzun oldugunu görüp sasirdikJ Biz hala 23 numara giyiyoruz daJ

Pazar günü havuzdaydik, Leon Can’in kolu iyilesti ama her ihtimale karsi su gecirmeyen merhem sürdük koluna. Günes kremimizide unutmadik tabii.Leon Can tam bir su faresi, WasserrateJ, sudan cikmak bilmedi. Bir ara disleri takirdayarak wasseeeer, wasseeer (suuuu, suuuuu) diye agliyordu onu sudan cikarmaya calisirken. Neyseki biraz dikkatini baska yöne cekmeyi basarabildikte, donmaktan kurtuldu bizim su faresi. Bizim evin yakininda yari acik olimpik bir yüzme havusu var, eylül ortasina kadar tadilattaymis. Tadilatlari bitsin her haftasonu benim astronot Niyazi’yi oraya götürmeyi planliyorum. Leon Can su siralar bize bayagi bir sakalar yapiyor, astronot gibi yavascacik yürüyor onun icin yeni lakabi astronot NiyaziJ

Dün havuzdan eve dönerken tadimizi kaciran bir olayla karsilastik, park yerinde duran arabamiza birisi yandan resmen girmis yani. Oha kardesim bu kadarda öküzlük olmazki insan bari telini birakir bunun kaskosu var sigortasi var! Öküz nerede yasarsa yasasin yine öküz arkadaslar isterse avrupanin ortasinda yasasin, olmayinca olmuyor iste. Neyse benden simdilik bu kadar birazdan eve dogru yola cikacagim, fotograflari evden koyarim artik. Hepinize iyi haftalar!!

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir haftasonu daha hizla gecti...



Havalar biraz olsun düzeldi, yasasin yaz burayada geldi derken yine karanlik bir Bretten sabahinda oturuyorum büroda, Allah’ta isler az bariJ Haftasonu hava cok sicakti pistik resmen, simdi kapkaranlik ve sakir sakir yagmur yagiyor. Babam yagmur yaginca ayni Karadeniz’e benzetiyor burayi. Yine cok hizli gececek yeni bir haftaya basladik. Böylece babamin gitmesine az kaldiL Leon Can bu sefer ondan nasl ayrilacak bilemiyorum, havaalaninda dramatik sahneler yasayacagiz galiba… Dedeye o kadar düskünki… Bu arada yanan kolu hizla iyilesiyor Allah’tan, kabuki baglamisti düstü simdi, iz kalmayacak gibi görünüyor ya bakalim…



Haftasonu hep gezdik, Cumartesi Ikea’daydik, salona vitrin baktik ama begendigimiz vitrinin gövdesi kalmamis, agustos sonunda gelecekmis. Agustos sonunda Ikea yolu görünür yine bizeJ Onun yerine bilimum ivir zivirla vede bayagi hafiflemis bir cüzdanla döndük evimizeJ Bütün cocuklar akilli uslu arabalrinda oturup gezerken bir tek bizim Cikita Osman raflarin icinde geziyordu. Abartmiyorum valla, Leon Can nerede diye ararken, “Mama ko mal, Mama ko mal!” diye bagirmasini duyup baktigimizda birde ne görelim, resim cercevelerinin(!) oldugu ilk rafa cikmis, icinde öylece duruyor, “ko mal” diyerekten de büyük bir gururla kendine bakmamizi istiyor!! Ya ben bu cocukla ne yapacagim bilmiyorum vallaJ Sürekli “Mama ko mal” modunda dolasiyor! Alisveris yaparken insan vücudu serotonin diye bir hormon salgiliyormus, mutluluk hormonu kisaca!



Ikea’dan mutlu mesut ayrilip güzel bir Cumartesi gecirdikten sonra, pazar günü “Streichel Zoo” deniyor burda acik hayvanat bahcesine gittik. Leon Can’a koca bir kutu yem aldik, oda hayvanlari “gel mama, gel yemek, hammm!” diye besledi. Gelmeyince sinirlendi falan, cok komikti. Hayvanlari once gel diye cagirdi, gelmeyince komm diye bagirdi falan, görmeye degerdi dogrusu. Su siralar böceklere ve sineklere takmis durumda sokakta ikide bir durup yerde ne vary ok cömelip onlari inceliyor, bizde ormanda oturuyoruz ya maasallah böcek konusunda bayagi bir sansliyiz yani. Yolda sümüklü böcekleri görüp kac kac snell (schnell=cabuk) da kommt die böcek (böcek geliyor) diyor. J Böcekmi geliyo diye sorunca, ja böcek geliyo diyor. Ama kendiliginden konustugumu ya iki dili karistiriyor yada sadece almanca söylüyor. Anca ben sorunca türkcesini tekrar ediyor. Pazar günü hayvanat bahcesinde once dondurma yemege gittik, herkesin külahindan birer kasik ta Leon Can’a nasip oldu. Dondurmayi cok seviyor, daha yeni yeni azar azar veriyorum, ama herseferinde dondurma güsel deyip birdaha istiyor. Dedesiyle birlikte istahi iyice acildi dogrusu, herseyi yiyor masaya gelen. Yemekler hala ona gore yapiliyor cok baharat falan koymuyorum, köfte cok seviyor, sebzeli sulu köfte cok seviyor ve en sevdigi yemek pilav sanirim. Pilav olunca koca bir tabak yiyor yogurtla birlikte. Ama cok kilolu degil Allah’tan, o kadar harekete kilolu olsa sasardim zatenJ Ama ben yinede ona arada sirada obez Osman demeyi ihmal etmiyorumJ Bu günlük benden bu kadar. Yazimi bitirene kadar günes acti yine. Hepinize güzel kazasiz belasiz bir hafta diliyorum öpüldünüz…

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Bir haller var bu siralar bizde...

Herkese merhaba… Su siralar pek keyfim yok dogrusu. Pek yazma modunda degilim, yaziliranizi takip ediyorum ama kendim yazmaya pek bir üseniyorum. Birde Leon Can’in kolu yandi hafta sonuL Cok üzüldük… Ben ütü yapiyordum, oda sicak sicak diyerek yanima bile yaklasmiyordu. Birden ne olduysa oldu, burnumun dibinde bitmesiyle yerinden sicramasi bir oldu! Atti kendini hemen koltugun üzerine, önce ellerine baktim hemen bir sey omusmu diye, yotu ellerinde bir sey. Ona ragmen hemen banyoya suyun altina soktum ellerini, kollarini. Kollarini suya tutarken bir de ne göreyim, sol kolunun disi, dirseye yakin kismi kocaman kizarmis, ütünün ücgen izi cikmis. O anki üzüntümü anlatamam, o agladi ben agladim… Kendimi cok kötü ve suclu hissettim! Sen o kadar herseyine dikkat et, yemesine icmesine, zarar gelmesin diye caba göster. Ben caba gösterdikce sanki inadina oluyormus gibi basina olmadik seyler geliyor bu cocugun. Birde Leon Can cok hareketli bir saniye durmuyor yerinde, sürekli iki hatta dört tane gözün üstünde olmasi gerekiyor. Simdilik merhem sürüyoruz, umarim iz kalmaz kolunda… Iste bu yüzden canim cok sikkin. Insan ne kadar istesede mükemmel olamiyor iste…

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails